|
Tapduk'un tekkesinin ardında dağ vardı. Tapduk, Yunus'u dağdan odun
getirme hizmetine koştu. Yunus her gün dağdan odun getirir oldu. Odunu
sırtına vurup getirirdi, amma yaşını ve eğrisini kesmezdi. "Erenler
meydanına eğri yakışmaz" derdi. Tam kırk yıl bu hizmeti gördü. Günlerden bir gün Anadolu (Rum) erenleri Tapduk Emre'nin tekkesine
geldiler. Büyük topluluk oldu, meclis kuruldu. O mecliste Yûnus-ı
Gûyende derler bir kimse vardı. Yunus da orada idi. Tapduk Emre
cezbelenip hallenince Gûyende'ye "Yûnus söyle" dedi. Gûyende işitmedi.
Tekrar "Yûnus, şevkimiz var, sohbet eyle, işitelim" dedi. Gûyende yine
işitmedi. Üçüncüsünde de Yûnus-ı Gûyende'den haber çıkmayınca, bu
sefer ikinci Yunus'a (bizim Yunus) dönüp "Yunus vakit oldu, o
hazinenin kilidini açtık, nasibini alıverdin. Sen söyle, bu mecliste
sohbet eyle. Hünkâr varlığının nefesi yerine geldi" dedi. Yunus'un
gönlü açıldı, gözlerinden perde kalktı, şevk denizine düştü.
Ağzını açıp inci ve cevahir saçtı. İlâhî hakikatlerin sırlarından,
inceliklerinden öyle bir sohbet eyledi ki işitenler hayran kaldılar.
Sonra o ne söylediyse hepsini kaleme aldılar. Muteber bir divan oldu.
Hâlâ mezarı Sivrihisar civarında doğduğu yere yakındır.
Yunus Emre hakkında anlatılan menkıbelerden biri de onun şiirleriyle
ilgilidir. Bu rivayete göre Yunus üç bin şiir söylemiş. Bunlar bir
divan halinde toplanmış. Bu divan Molla Kasım adlı mutaassıp bir
hocanın eline geçmiş. Molla Kasım bir su kenarında oturup divanı
okumaya başlamış. Şeriata uygun görmediklerini okudukça yakmış. Bu
şekilde şiirlerden bin tanesini yakınca usanmış, bin tanesini de suya
atmış. Üçüncü bine başlayınca
Derviş Yunus bu sözi eğri büğrü söyleme
Seni sığaya çeker bir Molla Kasım gelir
beytine rastlayınca Yunus'un kerametine inanmış, erenlerden olduğunu
anlamış, divanı öpüp başına koymuş. Ne çare ki elde bin şiir kalmış.
Yunus'un o yakılan bin şiirini gökte melekler, denize atılan bin
tanesini balıklar, kalan bin şiirini de insanlar okumaktadır.
Yunus feyiz alamadım diye şeyhinden kaçtıktan sonra, karşılaştığı
dervişlerle başından geçen macera üzerine kendi mertebesini anlamış,
şeyhinin büyüklüğünü tasdik ederek dergâha dönmüş ve eşiğe yatarak
kendini affettirmişti. Fakat Tapduk "Mertebeni öğrendin, artık burada
duramazsın. Asamı attığım yere gider, orada ruhunu teslim edersin"
demiş ve asasını atmış. Yunus bu asayı tam beş yıl aramış. Sonunda
Sarıköy'de bulmuş, orada ölmüş (halk rivayeti). |