|
Zamanının en büyük .mutasavvıflarından olan Necmeddin Kübrâ, Hârezm
sahasında yetişmiş, hem din bilimlerinde, hem de tasavvuf konusuda
devrinde şöhret yapmış bir şahsiyettir. Hârezmşahlar tarafından
gördüğü yakın ilgi ve himaye sayesinde geniş bir çevreye hitap
edebilmiş, ömrünün son yıllarını geçirdiği Semerkand'da, 1221 yılında
Moğollar tarafından öldürülmüştür. Aslında çok sayıda olduğu rivayet
edilen eserlerinden ancak bir kaç tanesi bize kadar gelebilmiştir. Necmeddin Kübrâ'nın tasavvuf anlayışı, oldukça sade, ahlâkî ve
estetik bir yapı arz eder.
Kübrevîlik Anadolu'ya Moğol istilâsıyla birlikte girmiştir. Bu büyük
tarikatı buraya getirenler, Necmeddin Kübrâ'nın yanında yetişmiş olan
Sâdeddin Hamevî, Seyfeddin Bâherzî, Baba Kemal-i Hocendî gibi
halifelerdir. Bunlar, Moğollar'ın önünden kendi müridleriyle
Anadolu'ya sığınmışlardır. Aralarında özellikle, Şeyh Necmeddin Râzî (Dâye)
ile, Mevlânâ Celâleddin'nın babası Bahâeddin Veled'i ayrıca anmak
gerekir. Zira Anadolu'da Kübrevîlik asıl bunlar vasıtasıyla
yayılmıştır.
Necmeddin Râzî (1256), önce Kayseri'ye gelip burada I. Alâeddin
Keykubad ile görüşmüş, sonra Sivas'a giderek orada meşhur eseri
Mirsâdü'1-İbad'ı yazmıştır, ki dönemin önemli tasavvuf eserlerinden
biridir ve Türkçeye de çevrilmiştir. Bir ara Konya'ya gelip Mevlânâ
Celâleddin ve Sadreddin Konevî ile de temas eden Necmeddin Râzî,
Anadolu'da hatırı sayılır bir müridler çevresi edindikten sonra
Bağdat'a giderek ölünceye kadar orada yaşamıştır.
Bahâeddin Veled (1236) ise önce Karaman'a yerleşmiş, oradan Konya'ya
gelmiş ve hayatını burada sürdürmüştür. Aynı zamanda hatırı sayılır
bir âlim olan Bahâeddin Veled, burada epeyce ilgi uyandırmış ve pek
çok mürid edinmiştir. Bahâeddin Veled'in, oğlu Celâleddin Muhammed
üzerinde bilhassa tasavvufî terbiye itibariyle bir hayli etkili
olduğunu söylemek gerekir. Mevlânâ Celâleddin'nin, ölümüne kadar
babasının kitabı Maârifi elinden eksik etmediğini biliyoruz. Bu,
Mevlana Celâleddin'nın tasavvuf sisteminde, sanıldığı gibi, sadece
Şems-i Tebrizî'nin değil, babası ve onun halifesi kanalıyla Kübrevîlik
tesirinin bulunduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir.
Mevlevi kaynaklarında da bu hususu ortaya koyan açık ifadeler vardır.
Onun ölümünden sonra ise, kendisiyle beraber Belh'ten Anadolu'ya
gelen halifesi Burhaneddin Muhakkık Tirmizî de, Mevlânâ Celâleddin'in
yetişmesinde en az Mevlânâ Celâleddin'in babası kadar katkı
sahibidir. Burhaneddin Muhakkik Tirmizî'nin de geniş bir çevre
edindiği anlaşılıyor. Kendisinin tasavvufî düşünceleri, Makalât-t
Seyyid Burhaneddin isimli eserde toplanmıştır. Kübrevîlik, Anadolu'nun
önemli merkezlerinde etkili olmuş, büyük şehirlerde açılan zaviyeler
yıllarca faaliyetlerine devam etmişlerdir.
|