|
Türkler tarih boyunca Adriyatik'ten Çin Seddi'ne, Aden'den Sibirya
steplerine kadar güçlü ordularıyla hakim olabilmişlerdir. Türklerde
savaş zamanında halk ordu haline gelmekteydi.
Türk
ordusunun yapısı Hun Hükümdarı Mete'den itibaren 10'luk sisteme göre
düzenlenmekteydi. En büyük birlik on bin kişilik olup "tümen" adı
verilmekteydi. Tümenler de 1000’1i, 100’lü, 10’lu birliklere
ayrılmıştı. Ayrıca savaş anında ordu atların rengine, silah ve
teçhizata göre de düzenlenmekteydi.
Türk
ordusu hafif silahlarıyla hızlı hareket etmesi ve zor taktikleri
uygulamasıyla temayüz etmiştir. Yıldırma ve yıpratma taktiği, geri
çekilme (sahte ricat, çevirme, turan), pusu kurarak imha etme taktiği
ve gerilla taktiği en çok uygulanan taktiklerdi. Orduyu başka
kılıklara sokarak düşman ülkesinden geçirme ve düşman ordusunu arkadan
dolanma gibi özel taktikler de uygulanmaktaydı.
Çin
yıllıkları "Türkleri üstün yapan atlıları ve okçularıdır. Kendilerine
uygun gelirse şiddetle saldırırlar, tehlikede olduklarını sezerlerse
rüzgar gibi geri çekilirler, şimşek gibi kaybolurlar" demektedir.
Yusuf Has Hacib teb'anın hükümdara karşı sorumluluklarından birinin
de askerlik yapmak olduğunu belirtmiş, askerin seçkin ve teçhizatının
tam olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Çünkü nice çok ordular az
ordular karşısında başarı sağlayamamıştır. Askerin temini için ülkenin
reayasının zengin olması gerekir. Böylece ordu için gerekli olan en
önemli teçhizat olan at temin edilir. Sultan Alp Arslan ve Melikşah
Dönemi'nin ünlü Veziri Nizamülmülk eserinde ordunun geçeceği yerlerin
meskun ahalisine zarar vermemesi için tedbirlerin alınması gerektiğini
ve orduya katılanların değişik kavimlerden olmalarının sağlanmasının
yararlarına dikkat çekmektedir. Orduyu üç unsura ayrılabilir: 1)
İnsan, 2) Teşkilat, 3) Teçhizat.
Anadolu Selçukluları’nda ordu beş kaynaktan oluşturularak teşekkül
ettirilmektedir:
1.Gulam Askerler: Selçuklu çağı dünya ordularına bakıldığında, bu
dönemde İslam dünyasında "memluk" adı verilen köle ve "gulam" adı
verilen gençoğlan askerlerinin yaygınlaştığını söyleyebiliriz. Bizans
ise büyük oranda soydaşı olmayanlardan ücretli asker olarak
faydalanmaktaydı. Bizans bir büyük "Kapıkulu" ve "gulaman" sınıfı
teşekkül ettirememiştir. Gerçekten askeri bir yapılanmaya sahip bir
imparatorluk için o devirde en büyük eksiklerden biri budur. Küçük
yaşlarda saraya alınarak eğitilen hükümdarın şahsına bağlı askerlerdi.
Bu askerler içerisinde "halka-i has (Dergah) " adı verilen bir grup
vardı ki, hükümdarın şahsi hizmetinden hiç ayrılmazlardı. Gulaman-ı
Has adı verilen diğer bir sınıf asker daha vardı. İbn Bibi'nin
anlattığına göre bazı durumlarda gulam sınıfından askerler bir komutan
emrinde tali seferlere de gönderilebilmektedir. Kapıkulu askerleri
arasında "Mülazıman-ı Yayak" adı verilen hükümdarın çadırını bekleyen
askerler vardı. Bunlar silahsız askerler olup, gerektiğinde
silahlandırılırlardı. Gulaman sınıfından seçilmiş askerler zamanla
Türkiye Selçuklularında üst görevlere kadar yükselmişler ve devletin
hayatiyetini etkileyen işler yapmışlardır. Mübarizüddin Er Tokuş,
Celaleddin Karatayi, Şemseddin Has Oğus, Seyfeddin Torumtay gulaman
sınıfındandırlar. Kapıkulu askerleri yılda dört defa "bişegani" adı
verilen bir maaş alırlardı.
|